Kendinizde biraz yaratıcılık duygusu hissettiniz, yani ilham geldi, bir oturdunuz mu bomba gibi bir tasarım yapabileceğinizi düşünüyorsunuz. Benim kendimi anlattığım bu satırlarda siz kendinize ait bir şey bulabilecek misiniz bilmiyorum ama bununla birlikte bu yazıda çıkmazda kaldığınız anlarda neler yapabileceğinize dair dostça öneriler var, ona göre.

1. Başlıyoruz.

Nerede nasıl başlıyoruz peki? Eğer benim gibiyseniz, iş, aile, arkadaşlar ve günlük sıradan işler sık sık yaratıcı yönünüz için engel teşkil edecektir. Bu durumda nasıl hareket etmeli peki? Bana sorarsanız, her zaman elinizin altında bir karalama defteri veya not defteri bulundurmanızı öneririm. Aklınıza gelen en ufak bir düşünceyi bile kabataslak olarak deftere aktarmak iyi bir fikirdir. Örneğin, diyelim ki bir arkadaşınızla muhabbet ederken aklınıza bir fikir geldi. Daha sonra geliştirmek ve üzerinde düşünmek üzere onu hemen not defterinize kaydedin. Bunun uç noktası, farklı bir mekâna giderken fotoğraf makinenizi de götürmektir. İş yerinizde, eve dönüş yolunda ve herhangi bir alışveriş ortamında rasgele görüntüler yakalayın. İlerleme safhasında bazı şeyler eğlendirici olabilir ama sonuç hepsinden daha zevkli olacaktır. Bu notları, kabataslak çizimleri ve fotoğrafları kullanmak sizin yararınıza olacaktır. İyi bir fikir bulursanız peşini bırakmayın, kesinlikle izini kaybetmeyin. Not aldığınız her ilginç fikir, tasarım esnasında aklınıza daha değişik fikirler de getirecektir, bunu unutmayın.

2. Kafa yoracak bir şeyiniz var mı?

Üzerinde durmak istediğim bir diğer konu da anlamsız grafikler oluşturmaktır. Bir resim üzerinde çalışmaya başladığım zaman bu resmin bir mesajı ya da bir konusu olup olmadığı konusunda kafa yorarım. Bilgisayar ekranının tam karşısında öylece oturup Photoshop’ta boş bir tual üzerinde çalışmaya başlamak yerine olaya direk girmek en iyisidir. Kendi kendinize bir tema ile uğraşın, belki notlarınızdan biri de size bu konuda yardımcı olacaktır. Bir fikir olmaksızın başladığım zaman, arşivimdeki resimlere bir göz atarım, ya da önceki çalışmalarımı bir gözden geçiririm, sıkıntıya girmeye değer bir şeyle de nadiren karşılaşırım. İlerlemek için en iyi yol, fikirlerden birini oluşturmaya bir an önce başlamaktır.

3. Müzikteki güç.

Katılmayanlar olabilir ama bence müzik büyük bir ilham kaynağıdır. Bir şarkının ille de sözlerini anlamaya gerek yok, önemli olan müziğin o an verdiği ruh halidir. Müzikle içinizde gömülmüş olan duygu ve düşünceler dışına yansıyacaktır. Bunu yaratıcı bir avantaj olarak kullanabilirsiniz. Yeni müzikler dinlemeye çalışın, farklı ülkelerin müziklerini de dinlemeniz olaya ayrı bir güzellik katacaktır. Normalde pas geçtiğim ama sonradan dinlediğim bazı müziklerin beni şaşırttığı olmuştur.

4.Araştırma.

Tasarım dünyasındaki diğer çalışmaları keşfe çıkın. Keşfettiğiniz yeni çalışmalar vasıtası ile ilham dünyanıza yaratıcı yeni kaynaklar eklenecektir. Örneğin, oluşturdukları çalışmaları insanlarla paylaşanların bir araya geldiği pek çok site vardır. Bu çalışmaları sıkı sıkı takip edin, gerekirse yorumlarınızı dile getirin, etkileşim kurun, siz de tasarımlarınızı onlarla paylaşın. Ben bir tasarıma başlamadan önce sıkı bir araştırmaya girerim, yüzlerce çalışmayı incelerim, konumdaki genel yapıları tespit ederim, tasarımlardaki farklılıkları ve önemli noktaları belirlerim, kullanılan tarzı yakından incelerim, sonra da çalışmaya başlarım. Ara yüz oluştururken böyle bir araştırmanın çok büyük faydası olur. Bunun için gözlerinizi açık tutmanız gerekiyor, tabii zihninizi de.

5. Çevre.

Biraz değişiklik yapın. Yürüyüş yapın. Bir çiçekçi dükkanını, köpek kedi satan bir yeri ziyaret edin. Günlük yaptığınız sıradan alışkanlıklarını değiştirin. Etrafınıza “bakın”. Sanatçı insanlar dünyaya diğer insanlardan daha farklı gözlerle bakarlar. O zaman sizin de bir tasarımcı olarak mümkün olduğu kadar farklı bir bakış açısına sahip olmanız kaçınılmazdır. Çoğu kez yeni fikirler konuştuğunuz esnada aklınıza gelir, bazen de akşam yürüyüşe çıktığınızda. Bu nedenle çevre faktörünü unutmayın.

6. Herkesi memnun etmek.

İşte bu imkânsızdır. Ne kadar çabalarsanız çabalayın, bütün herkesi memnun etmeniz asla mümkün değildir. Siz kim için tasarım yapacaksınız o zaman? Eğer iş kişisel bir işse ve sonuç sizi memnun ediyorsa bunda sorun yok. Eğer iş bir müşterinizin işi ise, sizin düşünceleriniz değil, onların düşünceleri ön planda olacaktır. Herkes bir şeyler söyleyecektir, bu durumda onların söyledikleri sizi üzmesin, bunları kafanıza pek takmayın. Örneğin, diyelim ki, çalışmanızı bir yere gönderdiniz ve biri tamamen olumsuz şeyler söyledi. Bazı insanların sınırsız negatif enerji depoları olduğunu ve çocuksu davranabileceklerini aklınızdan çıkarmayın. Bunlara takılıp kalmanızı önermem. Bütün dikkatinizi yapıcı eleştirilere yöneltin ve bunlara önem verin. Sanat özneldir, herkesin aynı şekilde anlaması gerekmez. Bununla birlikte önerileri dikkate almanız, amacınıza nasıl ulaşabileceğinizi kendi kendinize sormanız, tabiri caizse kendi kendinizi eleştirmeniz lazım.

7. Biraz ara verin.

Bankaların ifadesi ile 7/24, yani 7 gün 24 saat tasarım yapamazsınız. İnanın bana, böyle yaparsanız düşündüğünüzden daha hızlı bir şekilde yanıp kül olacaksınız. Hayattan zevk almaya bakın ve hayatınızı Photoshop’a göre planlamayın. Photoshop benim için bir hobiden biraz fazlasıdır, ama eğer tasarım yapmak sizin için de öyle ise, zamanınızın büyük bir bölümünü ona ayıracağınızda kuşku yoktur. Ancak bazıları için hayat artık tasarım yaptığı program haline gelmiştir, onlar gözleri ekrana saplanmış, bir saniye bile rotasını şaşırmadan ilerleyen gemi gibidirler. Ama Titanic bile battığına göre bu arkadaşların biraz daha dikkatli olmalarında fayda var.
Yukarıda ifade ettiğim düşüncelerin tasarım sürecinde umarım size bir katkısı olur. Elbette bazı bakış açıları farklıdır, benim için öyle olan sizin için öyle olmayabilir. Ama sonuçta faydalı olacağına inanıyorum.