Finallerden on nefis vuruş

Pele ve Maradona gibi büyük oyuncular, Dünya Kupalarında büyük goller atarlar.
Taraftarlar da bu golleri asla unutmaz. Ama Dünya Kupası'nda büyük takımların ya da kimi durumda da aksi halde unutulup gidebilecek bazı oyuncuların attığı görülmeye değer goller vardır. Burada Dünya Kupalarının uzun süre akıllardan çıkmayacak 10 golünü seçtik. 2014 Dünya Kupası'nın bu listeye ekleyebileceğimiz yeni goller getirmesini diliyoruz.

Diego Maradona, Arjantin - İngiltere (1986)
Dünya Kupası tarihinin tartışmasız en iyi golü, Maradona'nın yumruğuyla topu Peter Shilton'un başı üzerinden kaleye gönderdiği tartışmalı açılış golünden yalnızca dört dakika sonra geldi. İkinci gol çok daha iyiydi. Orta çizgisine yakın bir geçiş yakalayan Maradona, Shilton'u afallatacak şekilde üç İngiliz oyuncuya attığı çalımla ilerledi; topu kaleye bıraktıktan sonra zafer turunu attı.

Diego Maradona, Arjantin - Belçika (1986)
İngiltere'ye karşı böyle bir atağın milyonda bir olabileceğini kim demiş? Maradona bunu kanıtlamak istercesine, Arjantin'in sonraki maçı olan Belçika'yla yarı final karşılaşmasında aynı hareketi tekrar etti. Maradona bir kez daha üç çalımla, bu kez topu bir jonglör gibi sağ ve sol yağıyla sürerek kaçınılmaz sonu hazırladı ve Belçikalı kaleci Jean-Marie Pfaff'ın yanından topu gönderdi.

Said El Owairan, Suudi Arabistan - Belçika (1994)
Dünya Kupası tarihinin en güzel gollerinden birini atan El Owairan, Suudi Arabistan'ın sessizliğini bozarak takımının adını Kupa tarihine yazdı. Suudi Arabistan'ın ikinci grupta Belçika'ya karşı oynadığı maçın beşinci dakikası henüz dolmuşken orta saha oyuncusu El Owairan kendi ceza sahasında topu yakaladı. Neden topu kapıp hiç durmadan koştuğu tam anlaşılamadıysa da kendine duyduğu güven haksız değildi. Dört Belçikalı'yı çalımladıktan sonra topu Michel Preud'homme'un yanından kaleye gönderdi.

Michael Owen, İngiltere - Arjantin (1998)
Genç yıldız oyuncu Michael Owen en büyük sahalardan birinde attığı nefis golle rüştünü kanıtladı. Maçın ikinci yarısından itibaren Arjantinlileri huzursuz eden Owen yarı sahada topu David Beckham'dan alınca beklenti dalgası tribünleri çalkaladı. Gol atağına kalkan Liverpoollu genç oyuncu karşı takımın savunmasını hazırlıksız yakalayarak hedefine doğru ilerledi. Hafifçe sağa doğru açılarak ilerleyen Owen atağını ağlara gönderdiği golle tamamladı.

Arie Haan, Hollanda - İtalya (1978)
Haan daha önceki bir turda Almanya karşısında uzaktan şutla gol atmışsa da en akıl almaz hamlesini Hollanda'nın İtalya karşısında çıkmaza girdiği bu maçın 76. dakikasına saklamıştı. Orta sahadan atağına başlayan Haan'ın topu, afallayan İtalyan kaleci Dino Zoff'un yanından uçarak ağlara girdi. Ve Hollandalı takımı kazandırdığı güvenle ikinci final maçına taşıdı; ama ne yazık ki tüm o nefis goller Haan'ın bir kez daha aldıkları yenilgi karşısındaki üzüntüsünü gidermeye yetmedi.

Carlos Alberto, Brezilya - İtalya (1970)
Alberto, Mexico City'de oynanan karşılaşmanın bitmesine dört dakika kala, insanın ağzının suyunu akıtan bir golle rüya gibi bir Brezilya performansı sergiledi. Jairzinho ve Pele gibi oyuncuların da bulunduğu Brezilya'nın ileri beşlisi hayranlık uyandıran becerileriyle kitleleri her zaman mutlu etmiştir ama Alberto'nun golü, ezici güç de üretebileceklerini hatırlattı. Pele aldığı köşe pasını doğru çizgiye sokarak kalenin 20 metre kadar yakınına götürdü, sağ arkadan fırlayarak gelen Alberto’ya pasladı. Hızını kesmeden topu ayağına alan Alberto, topu İtalyan kaleci Enrico Albertosi’nin yanından ağlara gönderdi.

Archie Gemmill, İskoçya - Hollanda (1978)
İskoçya, Peru'ya yenilmiş, İran'la berabere kalmıştı. Başarıyı yakalamak için ihtiyaçları olan üç temiz sayıyı turnuvanın favori kulüplerinden Hollanda'ya atabilecekler miydi? İmkansızı başarmalarının mümkün olmadığı düşüncesi, tüm finallerin en iyi gollerinden biriyle sonuçlanan mükemmel bir çabayı gölgede bırakıyordu. Hollanda kalesinin sağından seken topu alan Gemmill, Win Jansen'i geçti, Rudi Krol'un hamlesini çalımladı, topu Jan Poortvliet'in bacakları arasından geçirdi ve kendisine doğru gelen kaleci Jan Jongbloed'in üzerinden gönderdi. İskoçya 3-1 öne geçti, kısa süre için olsa da imkansızı başarma şansını yakaladı.

Pele, Brezilya - İsveç (1958)
1958'de henüz 17 yaşında olan Pele, sınırları zorlayan yeteneklerini dünyaya göstermekte zaman kaybetmemişti. Brezilya'nın bu turnuvadaki takımı, ülke tarihinde gelmiş geçmiş en iyi takımdı. Pele'nin ülkesine 3-1'lik üstünlük kazandıran golü de aynı ölçüde eşsizdi. İsveçli savunma oyuncusu Parlin'i sağdan engelleyen Pele, Nilton Santos'un çapraz pasını göğsüyle karşıladı, kalça vuruşuyla Gustavsson'un üstünden aşırttığı topu alçak bir voleyle kaleci Svensson'un yanından ağlara gönderdi. Brezilya'nın rakibini 5-2'lik skorla ezdiği karşılaşmayı uzatmalarda yakından attığı kafa golüyle tamamlamış olsa da, esas dikkatleri toplayan ilk golü oldu.

Dennis Bergkamp, Hollanda - Arjantin (1998)
Arjantin'in önceki turda İngiltere'ye karşı verdiği mücadeleden yorgun düşmüş olması, sonuçta takımın kaderini tayin eden golün şöhretine gölge düşürmedi. Maçın bitmesine birkaç dakika kala herkes uzatmalara gidilmesini beklerken Dennis Bergkamp soğukkanlı bir hamle yaptı. Ceza sahasına yanaşan karşı takım savunmasını kesti ve topu yakalayıp doğrudan kaleye yolladı. Ama nefis bir uzun pasla topu Arsenal'li oyuncunun önüne kadar gönderen Ronald de Boer'in de bu goldeki hakkını teslim etmek gerekir. Tek bir hareketle hakim olduğu topu zorlanmadan ayağına alıp kaleye gönderen Bergkamp, bu golüyle Hollanda'yı da kibarca yarı finale gönderdi.

Esteban Cambiasso, Arjantin - Sırbistan ve Karadağ (2006)
Gelsenkirchen'de Sırbistan-Karadağ ile yaptığı grup maçından 6-0'la ayrılan Arjantin, bu nefis skorla iddiasını ortaya koydu. Inter Milan'lı Cambiasso'nun attığı görkemli gol maçın doruk noktasıydı. üst üste 24 pastan sonra Hernan Crespo'nun topuk vuruşuyla gönderdiği pası alan orta saha oyuncusu, topu kaleye gönderip son noktayı koydu. Dünya Kupası tarihinin tartışmasız en iyi takım golü.